“TÜRKLERİ ANLAMA SANATI” ADLI KİTAPTAN

Madde 7 : Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın altında yapar. Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez. Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin 'Ulan amma da görgüsüz herif, hem ısmarl ıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor' demesinden çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir.


Madde 11 : Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans, doktora fark etmez, sınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka 'Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?' sorusunu sorar. Aynı öğrenci, öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde kaçıncı sayfaya kadar sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.


Madde 25 : Tüm ısrarlara rağmen misafir 'Yemeyeceğim yeter!' diyorsa, Ev sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp Bak Allah'ın adını verdim' diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundan mıdır ka çış yolu kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.


Madde 34 : Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası kesilir.Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi, kaldırımları bir güzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.


Madde 42 : Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerine çocukların kafasına dökülür.


Madde 46 : Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Halk otobüsünün belediye otobüsünden tek farkı budur.

Madde 64 : Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle ovalanır. Türklerin 'Kendi kendine tedavi' yöntemleri sadece bunlarla bitmez.Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt çekilir. Arpacık çıkmış göze sarımsak sürülür.Kesilen ve kanayan yere tütün basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.


Madde 66 : Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır. Buzdolabının kola, su, gazoz koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda, kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.

Dün Ne Yaptın?

어제 무엇을 했어요?

친구를 만났어요. 점심을 먹고, 극장에 갔어요.

무슨 영화를 보았어요?


'타이타닉'을 봤어요. 음악이 아주 좋았어요.

-------------------------------------------------------------------------

Dün ne yaptın?

Arkadaşımla buluştum. Öğlen yemeği yiyip, sinemaya gittik.



Hangi filmi seyrettiniz?


Titanik'i seyrettik. Müziği çok güzeldi.

Korece Geçmiş Zaman


Korece Geçmiş Zaman 2

았어요/았습니다 – 었어요/었습니다

Fiil – 았어요/았습니다 – 었어요/었습니다


Geçmiş zaman cümle sonu ekleridir. Bütün eklerde olduğu gibi gece ve gündüz bir araya gelmez kuralı geçerlidir. Bu yüzden son sesli harfi ㅏ yada ㅗ ile bitenlere 았어요 yada 았습니다 eklenerek cümle bitirilir.


영화를 보았어요 (봤어요) --> 보았습니다
Film seyrettim.

음악이 좋았어요 --> 좋았습니다
Müzik güzeldi.

차를 마시지 않았어요 --> 마시지 않았습니다
Çay içmedim.

친구를 만났어요 --> 만났습니다
Arkadaşla buluştum.

집에서 쉬었어요 --> 쉬었습니다
Evde dinlendim.

책을 읽었어요 --> 읽었습니다
Kitap okudum.

한국어를 공부했어요 --> 공부했습니다
Korece çalıştım.

Cümle -고 Cümle

Cümle -고 cümle
Ve anlamıda katan bir bağlaçtır.
İki cümleyi birleştirmek için kullanılır.


저는 도사관에 가고 동생은 학교에 갑니다.
Ben kütüphaneye gidiyorum ve kardeşim okula gidiyor.

나는 한국어를 배우고 영어를 가르칩니다.
Ben korece öğreniyorum ve ingilizce öğretiyorum.

저는 아다나 케밥을 먹고 우리 남편은 도네르 케밥을 먹습니다.
Ben adana kebap yiyorum, eşim döner kebap yiyor.

은/는 + 무슨 +-입니까?

İsim 은/는 무슨 isim-입니까? Hangi


오늘은 무슨 요일입니까?
Bugün hangi gün?

오늘은 수요일입니다.
Bugün Çarşamba.


이것은 무슨 책입니까?
Bu hangi kitap?

그것은 한국어 책입니다.
O Korece kitabı.


무슨 영화입니까?
Hangi film?

타이타닉입니다.
Titanic.

은/는 + 어떤 +-입니까?

İsim은/는 어떤 isim-입니까? Ne çeşit, nasıl
무슨 dan farkı vardır ama günlük kullanımda ikiside birbirinin yerine kullanılır.

이것은 어떤 영화입니까?
Bu ne çeşit bir film?

재미있는 영화입니다.
Eğlenceli bir film.

어떤 음식입니까?
Nasıl bir yemek?

매운 음식입니다.
Acı bir yemek.

Hayat Kahve Olursa

Kariyer yolunda ilerleyen bir grup yeni mezun, eski üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler. Bir süre sonra sohbet, işin ve hayatın stresinden şikayete döner.

Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam, kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir. Herkes bir bardak secince, profesör şunları söyler:

Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı istemeniz normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı aslında.Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda da içtiğimizi saklar.Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak değil, ama bilinçli olarak eniyi bardaklara yöneldiniz ve sonra birbirinizin bardağına bakmaya başladınız.

Sunu bir düşünün: Hayat kahvedir. İş, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayatı tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatın kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de. Bazen sadece bardağa odaklanarak Allah’ın sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.Kahvenizin tadına varın!

En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.
Sadece sahip oldukları her şeyin tadını çıkarmayı bilirler.

Basit yaşayın.
Cömertçe sevin.
Birbirinize derinden itina gösterin.
Nazik olun, gerisini Allah’a bırakın.

서울대공원'dan Kareler 1

Seul Büyük Parkı -Sanat Merkezi- (서울대공원 -미술관-)














서울대공원'dan Kareler 2

Seul Büyük Parkı -Sanat Merkezi - (서울대공원 -미술관-)






















서울대공원'dan Kareler 3













2008 Yılında Yaşamak

1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız

2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz


3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa


4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız


5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa


6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız


7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa


8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa


10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız


11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız :)


12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız


13. Daha da kötüsü, bunu kimlere okutacağınızı şimdiden biliyorsanız


14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz


15. Yukarı bakıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz


ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız

2008 Yılında yaşıyorsunuz demektir.

Reklamın Yanlışı

Bir kola firmasının pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu'daki gorevinden buyuk bir hayal kırıklı ile dönmüş. Bir arkadaşı ona sormuş: "Sence Araplar üzerinde niye başarili olamadiniz?"

"Beni Ortadoğu'ya ilk gönderdiklerinde kendime çok guveniyordum, bir tek sorun vardı o da Arapça bilmememdi.. O yüzden onlara vermek istedigim mesaji yanyana 3 poster halinde duzenledim..

1. posterde kızgın bir cölde kumlarin üstünde sürünen, susuzluktan kavrulmuş bir adam...

2. posterde adam yerde buldugu Cola'yı alip iciyor..

3. posterde ise adam diriliyor, ayaga kalkiyor ve çok canlı gözüküyor.

""Eee bu harika bir reklam, niye işe yaramadi?"

"Araplarin sağdan sola doğru okuduklarini bilmiyordum ki?!"

Sevgi Bu Olsa Gerek

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.

Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.Yaşlı bey huzursuzlanmış ; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar."Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş."Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.

Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş. Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.Adam buruk bir sesle

"Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş.

Nereye Gidiyorsunuz?

- 효빈 씨, 어디에 가십니까?

- 저는 도서관에 갑니다. 여동생도 같이 갑니다.
우리는 도서관에서 책을 읽습니다.

- 아이순 씨는 집에 가십니까?

- 아니요, 집에 가지 않습니다. 저는 식당에 갑니다.

- 친구도 갑니까?

- 아니요, 저는 혼자 갑니다.


------------------------------------------------------


- Hyobin hanım nereye gidiyorsunuz?

- Ben kütüphaneye gidiyorum. Kardeşimde beraber gidiyor.
Biz kütüphanede kitap okuyacağız.

- Aysun hanım eve mi gidiyorsunuz?

- Hayır, eve gitmiyorum. Ben lokantaya gidiyorum.

- Arkadaşın da gidiyor mu?

- Hayır, ben yalnız gidiyorum.

Ne Yapıyorsun?


Ne Yapıyorsun? (2)



Nereye Gidiyorsun?


Orada Ne Yapıyorsun?

1. Kur 8. Ders Kelimeler

책 ---------------- Kitap
집 ---------------- Ev
방 ---------------- Oda
무엇 -------------- Ne
식당 -------------- Lokanta
음악 -------------- Müzik
부엌 -------------- Mutfak
오늘 -------------- Bugün
친구 -------------- Arkadaş
어디 -------------- Nere
읽다 -------------- Okumak
하다 -------------- Yapmak
듣다 -------------- Dinlemek
보다 -------------- Görmek, Seyretmek, Bakmak
가다 -------------- Gitmek
자다 -------------- Uyumak
도서관 ------------ Kütüphane
피곤하다 ---------- Yorgun olmak
공부하다 ---------- Ders çalışmak
여보세요 ---------- Alo

은/는 + 에 갑니다 / 갑니까?

İsim은/는 isim에 갑니다/갑니까?İ i e gidiyor/ gidiyor mu?


저는 집에 갑니다.
Ben eve gidiyorum.

유리 씨는 식당에 갑니까?
Yuri lokantaya gidiyor mu?

우리 선생님은 미국에 가십니까?
Öğretmenimiz Amerika’ya gidiyor mu?

저는 학교에 갑니다.
Ben okula gidiyorum.

Olumsuzluk Eki 1

'안'(an) olumsuzluk ekidir.

Fiillerin önüne gelerek onları olumsuz yapar.


학교에 안 가요.
Okula gitmiyorum.

점심을 안 먹어요.
Öğlen yemeğini yemiyorum.

Olumsuzluk Eki 2

isim은/는 fiil-지 않습니다.

Cümleyi olumsuz yapmak için kullanılır. '지 않다' Olumsuzluk ekidir ve fiilden sonra gelir.
'안' da olumsuzluk ekidir ama o fiilden önce kullanılır. Anlam olarak aynıdır.

우리는 서울에 가지 않습니다.
(우리는 서울에 안 갑니다.)
Biz Seul'e gitmiyoruz.

저는 일본어를 배우지 않습니다.
(저는 일본어를 안 배웁니다.)
Ben Japonca öğrenmiyorum.

아이순은 텔레비전을 보지 않습니다.
(아이순은 텔레비전을 안 봅니다.)
Aysun televizyon seyretmiyor.

을/를 ekleri

을/를(ıl/rıl) Nesne eki

Yükleme “neyi, kimi, neyle, kiminle” sorularını sorduğunuzda aldığınız cevapta ki kelimeye eklenir. Konuşma dilinde söylenmediği zamanlarda olur.

한국어를 배워요.
Korece öğreniyorum.

물을 마셔요.
Su içiyorum.

-시

Fiil -시 – fiil -으시
Fiilleri daha saygılı hale getirir. Kendinden bahsederken kullanılmaz.
( 6.Derste ki 세요 / 십시오 )
Sessizle bitiyorsa fiile '으시' eklenir.

무엇을 읽으십니까?
Ne okuyorsunuz?
한국어 책을 읽습니다.
Korece kitabı okuyorum.

한국어를 배우십니까?
Korece öğreniyor musunuz?
네, 저는 한국어를 배웁니다.
Evet, ben korece öğreniyorum.

Masanın Üstünde Bilgisayar Var.

우리 집은 7층에 있어요.

우리 집에서 방이 3개 있어요.

내 방에는 테이블과 침대가 있어요.

테이블 위에 컴퓨터가 있어요.

옷장도 있어요?

네, 침대 옆에는 옷장이 있어요.



-----------------------------------------------------------
Masanın Üstünde Bilgisayar Vardır.



Bizim ev yedinci kattadır.

Evimizde 3 oda vardır.

Benim odamda masa ve yatak vardır.

Masanın üstünde bilgisayar vardır.

Elbise dolabı da var mı?

Evet, yatağın yanında elbise dolabı var.

Çantam yok!


Kelimeler

집 ----------- Ev
층 ----------- Kat
방 ----------- Oda
테이블 ------- Masa
침대 --------- Yatak
컴퓨터 ------- Masa
옷장 --------- Elbise Dolabı
오래간만이다- Uzun Süre

e-a / da-de-den-dan

에 (e) de/da/e/a
에서 (eso) den/dan/de/da

있다/없다 yı kullanıyorsanız 에 ile kullanmak zorundasınız.
Yaşamak anlamında ki 살다(salda) fiiliyle de 에 kullanılır.


도서관에 책이 있어요.(tosogoane çegi issoyo.) Kütüphanede kitap var.

도서관에서 책을 읽어요.(tosogoaneso çegıl ilgoyo.) Kütüphanede kitap okuyorum.

집에서 도서관에 가요.(çibeso tosogoane kayo.) Evden kütüphaneye gidiyorum.

나는 이스탄불에 살아요.(nanın isıtanbure sarayo.) Ben İstanbul’da yaşıyorum.

Yönler ve Yer Edatları

옆 --------------Yan
옆에 -----------Yanda
뒤-------------- Arka
뒤에 ----------- Arkada
앞 ------------- Ön
앞에 ----------- Önünde
아래 /밑 ------- Alt
위 ------------- Üst
위에 ----------- Üstünde

-----------------------------------------------------------------

북 ------------- Kuzey
남 ------------- Güney
동 ------------- Doğu
서 ------------- Batı

Yan/ Ön / Arka / Üst / Alt +de-da

'옆/ 앞 / 뒤 / 위 / 아래 + 에'
Yan/ Ön / Arka / Üst / Alt +de-da

고양이가 책상 옆에 있어요.(koyangiga çegsang yope issoyo.)
Sıranın yanında kedi var.

고양이가 책상 앞에 있어요.(koyangiga çegsang ape issoyo.)
Sıranın önünde kedi var.

고양이가 책상 뒤에 있어요.(koyangiga çegsang düee issoyo.)
Sıranın arkasında kedi var.

고양이가 책상 위에 있어요.(koyangiga çegsang wie issoyo.)
Sıranın üstünde kedi var.



책상 옆에 텔레비전이 있습니다.
Sıranın yanında televizyon var.

침대 위에 모자가 있어요.
Yatağın üstünde şapka var.


나무 아래에 무엇이 있습니까?
Ağaçın altında ne var?


학교 앞에 공원이 있어요.
Okulun önünde park var.

고양이는 테이블 앞에 없어요.
Kedi masanın önünde yok.

은/는 ve 이/가

'-은/는' (ın/nın) ve '-이/가' (i/ka) : Genelde özneden sonra gelen eklerdir.

Korecede kullanımına alışılması en zor konulardan biridir. Koreliler bile aralarında ki farkı çok iyi açıklayamazlar. Tam herşeyi anladığınızı sanırsınız sonra yaptığınız bir cümlede '-은/는' değilde '-이/가' yı kullanmanız gerektiğini söylerler. Genel olarak aralarında ki fark şöyle söyleniyor :

'-은/는' daha çok karşılaştırma yapılacağı zaman kullanılıyor.
'-이/가' ise genelde ilk defa bahsedilirken ya da vurgu yapmak istendiğinde kullanılır.
Tükçe’de nasıl vurgu yapacağımız kelimeyi yüklemin önüne getiriyorsak Korece’de de bu eki getiriyoruz.
“Bu yemeği ben yaptım” vurgu yemeği yapan kişidedir. “Ben bu yemeği yaptım” cümlesinde ise vurgu kişinin yaptığındadır.

이것은 연필이에요. (ikosın yonpirieyo.) Bu kalemdir. (diğer birşeyle kıyaslanırken)
이것이 연필이에요 (ikoşi yonpirieyo.) Bu kalemdir.

한국말은 재미있어요.(hangungmarın çemi issoyo.) Korece eğlencelidir. (Başka bir dille kıyaslarken)
한국말이 재미있어요. (hangungmari çemi issoyo.) Korece eğlencelidir.


Yinede dediğim gibi bu Korelilerin net olarak açıklayamadıkları nadir konulardan biridir. Çok kitap okumayla kazanılabilecek bir gramerdir.

Kore'den Seçim Kareleri

09/04/2008 Kore için önemli tarihlerden biri bugün çünkü bugün milletvekillerini belirleyecek seçim yapılıyor.






Ön plana çıkan adayların isimlerinin olduğu afişleri heryerde görebilirsiniz...







Kore'de Seçimlerden Önce

Sadece bir dörtyol ağzında görebilecekleriniz... Seçimden birgün önce










Akşam saatlerine kadar özellikle kalabalık metro giriş ve çıkışlarında çok sık görebileceğiniz bir manzara, destekledikleri adayın ismini söyleyerek önünüzde eğilen insan manzaraları...



Seçim Dansları^^






Değişik bir seçim arabası daha...


Bir Milletvekili adayı yeşil ışıkta trafiğin orta yerinde durmuş derdini anlatıyor^^


Aynı aday...

얼마입니까?

- 어서 오세요
- 콜라 있어요?
- 네, 있어요.
- 콜라 두 병 주세요.
이 사과는 한 개에 얼마예요?
- 오백 원이에요.
- 세 개 주십시오. 바나나도 주세요.
- 여기 있어요, 모두 팔천사백 원이에요.

- Hoş geldiniz
- Kola var mı?
- Evet, var.
- Kola iki şişe verir misiniz,
Bu elma bir tanesi kaç para?
- 500 won.
-3 tane veriniz. Muzda veriniz.
- Buyrun, hepsi 8.400 won.

Kaç Para



Alış Veriş



세요 / 십시오

Fiil + (으)세요 / (으)십시오

Cümlenin sonuna eklenir ve cümleyi daha kibar hale getirir, emir cümlelerinin en nazik halidir.
Bizde ki -ınız/-iniz eklerini yerinede kullanılır.
Lütfen anlamıda vardır.

-세요 kibar ve saygılı bir cümledir, günlük hayatta daha sık kullanılır.
-십시오 da kibar ve daha saygılı bir kullanımdır.


어서 오세요 Hoş geldiniz
어서 오십시오 Hoş geldiniz

안녕히 계세요 Hoşçakalınız
안녕히 계십시오 Hoşçakalınız

이 책을 읽으세요 Bu kitabı okuyunuz
이 책을 읽으십시오 Bu kitabı okuyunuz

원 (Won) Kore para birimidir.



백 100

천 1000

만 10000



수박 한 개 만천 원이에요.

Karpuz bir tanesi 11.000 won.



이 옷은 삼만오천 원이에요.

Bu elbise 35.000 won.

개 - 병



Adet olarak sayılabilecek eşyalarla kullanılır.
Korece sayılarla kullanılır.

사과 -----한--개 ====> Elma -- bir tane
바나나----두--개 ====> Muz -- iki tane
의자 -----세--개 ====> Sandalye -- üç tane
가방------네--개 ====> Çanta -- dört tane

1 하나(한)11 열하나(열한)
2 둘(두) 12 열둘(둘두)
3 셋(세) 13 열셋(열세)
4 넷(네) 14 열넷(열네)

Dörte kadar olan sayılar 개 den önce geldiginde yukarda görüldüğü
gibi kısaltılarak yazılırlar. 11,12,23,54 gibi sayılarda böyle yazılır.

Dörtten sonra ki sayılar oldukları gibi yazılırlar.




Şişelerle birlikte kullanılır.

Dörte kadar olan sayılarda kural aynıdır.



콜라---한--병===> Kola - bir şişe

주스---두--병===> Meyva Suyu - iki şişe

Sayılar


Biri kendilerine ait diğeri ise Çince'den kalmış olan iki çeşit sayıları söyleme şekli vardır.
Telefon numaralarında, paralarda, adreslerde, günlerde ve yıllarda Çince'den kalmış olan sayılar kullanılır.



일 년 - 이년 - 삼년(1 yıl - 2 yıl - 3 yıl)


일 개월 - 이 개월 - 삼 개월 (1 ay - 2 ay - 3 ay)


일주 - 이주 - 삼주 (1 hafta - 2 hafta - 3 hafta)


일일 - 이일 - 삼일 (1 gün - 2 gün - 3 gün)


한달 - 두달 - 세달 (1 ay - 2 ay - 3 ay)


한 시간 - 두 시간 - 세 시간 (1 saat - 2 saat - 3 saat)



Korece Rakamlar

1 하나(한) 11 열하나(열한)
2 둘(두) 12 열둘(열두)
3 셋(세) 13 열셋(열세)
4 넷(네) 14 열넷(열네)
5 다섯 15 열다섯
6 여섯 16 열여섯
7 일곱 17 열일곱
8 여덟 18 열여덟
9 아홉 19 열아홉
20 스물 24 스물넷
30 서른 36 서른여섯
40 마흔 47 마흔일곱
50 쉰 53 쉰셋
60 예순 66 예순여섯
70 일흔 72 일흔둘
80 여든 81 여든하나
90 아흔 98 아흔여덟
100 백 200 이백
Çince'den Geçen Rakamlar


0 영 10 십
1 일 11 십일
2 이 12 십이
3 삼 13 십삼
4 사 14 십사
5 오 15 십오
6 육 16 십육
7 칠 17 십칠
8 팔 18 십팔
9 구 19 십구
20 이십 1000 천
30 삼십 2000 이천
40 사십 3000 삼천
50 오십 10000 만
60 육십 20000 이만
70 칠십 100000 십만
80 팔십 1000000 백만
90 구십 10000000 천만
100 백 100000000 억
200 이백

Sayıların Okunuşları

Sayılar 1



Sayılar 2